Türk Sınai Mülkiyet Değerleme Mühendislik ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.

2017 yılı, Türk sınai mülkiyet tarihi açısından önemli gelişmelerin yaşandığı ve Sınai Mülkiyet Kanunu gibi önemli yasal düzenlemelerin hayata geçirildiği bir yıl olmuştur.

Son 6 yıldır Avrupa’da marka başvurularında birinci olurken, son beş yıldır 40 binin üzerinde tasarım başvurusuyla ülkemiz dünyada sınai mülkiyet sıralamasında önemli bir yer edinmiş; 2017 yılında Avrupa’da tasarım başvurularında üçüncü, patent başvurularında beşinci sırada yer almıştır. Nicelik olarak sayısal alanda sağlanan bu artışın ticarileşerek ve üretime dönüşerek ülkemizde niteliksel bir değere dönüşmesi gerekmektedir. 2018 yılında Kurumumuzun ilk hedefi ülkemizin sınai mülkiyet haklarından etkin bir şekilde yararlanması için bu buluşların, markaların ve tasarımların hızlı bir şekilde ülke rekabet gücünü artıracak araçlara dönüştürülmesine katkı sağlamak yönünde olmuştur.

Alınan Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda, 2 Nisan 2018 tarihinde sermayesinin tamamı Türk Patent ve Marka Kurumuna ait olan TÜRK SINAİ MÜLKİYET DEĞERLEME MÜHENDİSLİK VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ kurulmuştur.

Reel sektörle yapılacak başarılı çalışmalarla lokomotif görevi görmesini hedeflediğimiz Şirketimiz, yerli ve milli değerlerimize sahip çıkmakla beraber aynı zamanda, sektörde dinamizm ve güvenirlik ile beraber anılacak olup, kısa sürede sınai mülkiyet ürünlerinin sanayiye ve ekonomiye katma değer olarak yansıtacak güçlü mekanizmalar oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.

Sınai mülkiyet sisteminin en önemli aşamalarından biri olan değerleme ve ticarileştirme faaliyetleri konusunda ülkemizin kapasitesinin artırılması, aynı zamanda Ar-Ge sonucu meydana gelmiş ya da patent almış ürünlerin ticarileşmesini sağlamak amacıyla kurduğumuz Şirketimiz sınai mülkiyet haklarının ticarileşmesi alanında gerek yapacağı değerleme faaliyeti ile gerekse de ticarileşme potansiyeli bulunan patentlerin ekonomiye kazandırılması noktasında buluş sahiplerine eş finansman sağlayarak söz konusu patentlerin üretime kazandırılmasını sağlayacak, böylece ülkemizde yenilikçi ve yüksek katma değerli üretim ekosisteminin eksik olan bir yönü daha tamamlanmış olacaktır.

Kamuoyuna saygılarımla duyurulur.

Prof. Dr. Habip ASAN